garson.doc

“her kim ki, bir doyumevi çalışanından hayatı boyunca bir kere olsun bile acılı ezme istememiştir; ahirette hesabı hep ona yıkacağım!” buyurur peygamber efendimiz ve pis pis sırıtır. hadislerde bile kendine yer bulmuş acılı ezme adlı o garip varlıkla ilgili, geçen hafta başımdan geçen bir olayı sizlerle paylaşmak isterim dostlarım:

ailem, yakışıklı ve varlıklı dayıma sürpriz bir ziyaret yapmak amacıyla yurtdışına çıkalı henüz iki gün olmuştu. benim ise idrarım balık yağı gibi kokmaya başlamıştı bile; zira iki gündür yalnızca çok kaliteli ton balığı ve nutella ile beslenmekte idim. murphy der ki: “hayat, bir boş eve ve bir kıza hiçbir zaman aynı anda sahip olamayacağınız şekilde programlanmıştır. aynı anda bir boş ev ve bir kıza sahip olduğunuzu düşünüyorsanız; o aslında bir kız değildir.” murphy’e ilk defa o an hak vermiştim. içeride çıplak bir biçimde kanepeme uzanmış yatan o yaratık her neydi bilmiyorum; ama bir dişi olmadığına yemin edebilirim. ulu tanrım! içeride iri erkekliğini avuçlarının içinde tutan o şey bir erkekti…

menü üzerinden, karşımda dikilen o sevimsiz surata baktım göz ucuyla. iri ellerini önünde birleştirmiş, iki dudağım arasından çıkacak birkaç sözcüğü beklerken; görmüş geçirmiş suratına yerleştirdiği, ukalalık sınırlarını zorlayan o görüntü karşısında gözlerim yuvalarından uğramıştı. tanrı, insan denen kutsal varlığın bu denli iğrenç bir suretiyle neden yüz yüze getirmişti beni? gözlerimi menüye çevirdim tekrar ve önümdeki garson müsveddesinden kurtulmak için bir çırpıda söyleyiverdim siparişimi: bir buçuk kuzu tandır. lüks lokantaların genellikle ikram olarak getirdiği birtakım leziz besin maddeleri, onlarca garsonun seri adımlarıyla taşınmaya başlamıştı bile ve yıllardır yüklü miktarda bahşiş bırakıyor olmanın dayanılmaz hafifliği, beni ikinci acılı ezmeyi istemek için cesaretlendirmişti. kafamı kaldırdım ve sesimi olabildiğince yumuşatarak, yağlı tandır ekmeğinin yanı sıra bir tabak acılı ezme daha istedim, istedim, istedim… tam üç kere istememe rağmen bana ikinci acılı ezmeyi getirmeyen tüm garson müsveddeleri, allah belanızı versin.

2 yorum:

  1. Biliyorsun ki dostum dün hayatımda ilk kez güzide şehirlerimizden Kayseri'ye bir ziyarette bulundum.

    Ve akşam yemeği için kendimi "dönen lokanta" da olarak bilinen Beştepe Restorant 'da buldum.

    Şehrin yüksek bir bölgesine konumlanmış bu restoranda bir yandan yemeğini afiyetle yerken bir yandan da ekseni etrafında dönen taban sayesinde şehri seyredebiliyordun.

    Gelgelelim metroda otobüste buna hiç önem vermeyen biri olmama rağmen dün "ters oturmak" ne demekmiş onu öğrendim.

    Dönüş istikametine ters oturmam sebebiyle midem bulandı başım döndü ve derken tuvalete gidip her daim yanımda taşıdığım hamilelik testlerinden birini uyguladım.kusmak mı ? yooo dostum orda dur !

    YanıtlaSil